Bakan Çavuşoğlu, baş başa görüşmelerinin ve Türkiye-Kuveyt İşbirliği için Ortak Komite (İOK) Toplantısı’nın ardından Kuveyt Dışişleri Bakanı ve Kabine İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Ahmed Nasır Muhammed es-Sabah’la ortak basın toplantısı düzenledi.

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve Konsey Başkanı Charles Michel’in ziyaretine ilişkin bir soruyu cevaplayan Çavuşoğlu, geçen yıl aralık ayında düzenlenen AB Liderler Zirvesi’nden bu yana Türkiye-AB ilişkilerinin daha pozitif bir atmosfer içinde ilerlediğine dikkati çekti.

Çavuşoğu, karşılıklı ziyaret ve temasların devam ettiğini, önemli toplantıların yanı sıra teknik düzeyde istişarelerin de sürdüğünü ifade etti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gerek Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron gerekse AB liderleriyle de video konferanslar gerçekleştirdiğini anımsatan Çavuşoğlu, von der Leyen ve Michel’in de Erdoğan’ın davetinin ardından 6 Nisan’da Türkiye’ye geldiğini hatırlattı.

Çavuşoğlu, “Hem baş başa hem de heyetlerle görüşmelerde her iki taraf da açık bir şekilde düşüncelerini, beklentilerini ifade ettiler. Verimli ve faydalı bir görüşme oldu.” diye konuştu.

Türkiye’nin AB’den somut beklentilerinin en üst düzeyde Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından dile getirildiğini belirten Çavuşoğlu, “Artık somut adımların atılması gerektiğini de vurguladık.” dedi.

Ziyaret esnasında basına yansıyan protokol mevzusuna ilişkin ise Türkiye’nin son derece haksız ithamlarla karşılaştığını belirten Çavuşoğlu, Türkiye’nin köklü bir devlet olduğunu, her düzeyde sıklıkla ziyaret düzenlediğini ve misafir ağırladığını belirtti.

Çavuşoğlu, “Özellikle Türkiye’de yapılan görüşmeler, uluslararası protokol kuralları ve Türk misafirliği çerçevesinde olur.” ifadesini kullandı.

Ziyaretler öncesinde protokol ekiplerinin bir araya geldiğini ve görüşmeler yaptığını ifade eden Çavuşoğlu, “Görüşmede uygulanan protokolde AB tarafının talepleri ve telkinleri karşılanmıştır.” açıklamasında bulundu.

Çavuşoğlu, “Yani AB tarafının telkinleri doğrultusunda böyle bir oturma düzeni ayarlanmıştır. Nokta. Bunu, Türkiye’ye yönelik bu ithamlar olmasaydı bu kadar net açıklamayacaktık.” diyerek “Türkiye yaptı.” yönünde söylemler bulunduğunu, AB’nin iç uygulamalarına girmek istemediğini ifade etti.

İOK toplantısının ikincisini gerçekleştirdiklerini belirten Çavuşoğlu, ilkinin 2013 yılında yapıldığını, toplantıları her yıl düzenleme konusunda karar aldıklarını açıkladı.

Çavuşoğlu, yılda üç defa olacak şekilde en az bakan yardımcıları veya genel müdür düzeyinde siyasi istişare toplantısı düzenleme kararı aldıklarını ifade ederek “Amacımız, iki kardeş ülkeye ve ilişkilerimize yakışır şekilde daha düzenli bir şekilde bir araya gelmek ve mekanizmaları etkin kullanmak, ilişkileri daha ileriye taşımak.” dedi.

İki ülkenin iki yıllık yerine beş yıllık planlar hazırlayıp uygulama konusunda mutabık kaldığını ve yüksek düzeyli ziyaretlerin de önem taşıdığını belirten Çavuşoğlu, iki ülke arasındaki diyalog ve karşılıklı ziyaretlerin artarak devam edeceğini söyledi.

Çavuşoğlu, 2019 yılında iki ülke arasındaki ticaret hacminin 700 milyon doları aştığına ve 2020’de yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle biraz azaldığına dikkati çekerek 1 milyar hedefine yaklaşıldığını, yeni hedeflerin belirlenmesi gerektiğini vurguladı.

Türk firmalarının Kuveyt’te son derece aktif olduğunu ve projelerin toplam miktarının 8,5 milyon doları aştığını bildiren Çavuşoğlu, bunun temel nedeninin Kuveyt’in Türk firmalarına olan güveni ve Türk firmalarının da projeleri kaliteli bir şekilde tamamlaması olduğunu kaydetti.

Çavuşoğlu, iki ülkenin aynı zamanda kültür, eğitim ve sağlık alanında da iş birliğini geliştirme konusunda karar aldığını belirterek “Pandemi bize farklı alanlarda hem ikili düzeyde hem de çok taraflı platformlarda daha iyi iş birliği yapmamız gerektiğini öğretti.” diye konuştu.

Kovid-19’un gelecekte nasıl krizlerle karşı karşıya kalınabileceğine dair de düşünmeye sevk ettiğini kaydeden Çavuşoğlu, Katar Dışişleri Bakanı Sabah’ın bu çerçevede iki önemli teklifi olduğunu söyledi.

Çavuşoğlu, diğer taraftan Türkiye’nin savunma sanayisinde önemli ilerlemeler katettiğini, ciddi bir taleple karşı karşıya olduğunu, Kuveyt’le askeri ve savunma sanayisi alanında iş birliğini geliştirme konusunda mutabık kaldıklarını belirtti.

BÖLGESEL KONULAR

Mevkidaşıyla bölgesel konuları da ele aldıklarını kaydeden Çavuşoğlu, bu çerçevede Irak, Yemen, Suriye, Filistin ve Libya’daki durumu görüştüklerini aktardı.

Çavuşoğlu, Libya’da barış ve istikrar için önemli bir fırsat olduğunun da altını çizerek mevcut hükümeti destekleyerek Libya’nın barış ve istikrarının nasıl kalıcı hale getirilebileceğini ele aldıklarını belirtti.

Filistin konusunu da görüştüklerini ifade eden Çavuşoğlu, kardeş Filistin’e olan desteğin devam edeceğini vurguladı.

Bakan Çavuşoğlu, “Bölgesel konularda görüş birliği içinde olmamızdan memnuniyet duyuyorum. İki ülkenin de bölgede amacı barış, istikrar, huzur ve ekonomik kalkınma.” dedi.

Karabağ konusunda, Kafkasya ve Orta Asya’daki gelişmeler hakkında da konuştuklarını anlatan Çavuşoğlu, “Buradaki ateşkes önemli bir fırsattır. Bölgenin istikrarının yanında önemli projelerin hayata geçmesi bakımından da bir fırsattır. İlişkilerin normalleşmesi bakımından da önümüzde bir fırsat var. Ermenistan da bunları olumlu değerlendirirse gelecekte Güney Kafkasya da yine istikrar ve barış bölgesi olabilir.” diye konuştu.

Çavuşoğlu, Kuveyt’in tüm bu konularda üstlendiği ara buluculuk rolünün takdire şayan olduğunu belirterek “Türkiye olarak biz her zaman Kuveyt’in bu önemli kritik rolünü destekliyoruz, destekledik, bundan sonra da desteklemeye devam edeceğiz.” ifadesini kullandı.

ARA BULUCULUK FAALİYETLERİ

Çavuşoğlu, Kuveyt ve Türkiye’nin, dünyada ara buluculukta marka olduğunu söyleyerek “Körfez krizi döneminde Kuveyt’in yaptığı çalışma ve elde ettiği başarı, öyle kolay bir başarı olmadı. Dört yıla yakın bir süreç. Kuveyt bu süreçte tarafsızlığını hiç kaybetmeden ve kararlılığından da hiç taviz vermeden sürdürdü.” dedi.

Bu sürecin Kuveyt için kolay olmadığını bildiklerini kaydeden Çavuşoğlu, “Bu zorluklara rağmen yılmadan çabalarını sürdürdü ve netice ortada. Şimdi temennimiz yine Kuveyt’in bu çabaları sayesinde bu normalleşmenin kalıcı hale gelmesi ve kardeş ülkeler arasındaki ilişkilerin çok daha ileriye gitmesi.” diye konuştu.

Çavuşoğlu, bu durumun, Türkiye’nin Körfez İş Birliği Konseyi’yle ve bölgedeki kardeş ülkelerle ilişkilerine de olumlu yansıyacağını belirtti.

İMZALANAN BELGELER

Çavuşoğlu ve Sabah, iki ülke arasında 2021-2022 yıllarını kapsayan eylem planını, sosyal işler alanında mutabakat zaptını, TRT ile Kuveyt Devleti Enformasyon Bakanlığı arasında iş birliği ve bilgi değişimi protokolünü, iki ülke arasında basın ve enformasyon alanında iş birliği protokolünü, iki ülke milli kütüphaneleri arasında mutabakat zaptını ve iki ülke arasında çevre alanında iş birliğine ilişkin mutabakat zaptını da imzaladı.

AB KONSEYİ BAŞKANI MICHEL, TÜRKİYE ZİYARETİNDEKİ PROTOKOL DÜZENİ ELEŞTİRİLERİNİ YANITLADI

Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Charles Michel, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile Ankara’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la yaptıkları görüşme sırasında uygulanan protokol düzeninin ziyaretin önemini gölgelemesinden üzüntü duyduğunu bildirdi.

Michel, von der Leyen ile Türkiye’ye düzenledikleri ziyarette Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaptıkları görüşmede protokol düzeniyle ilgili medyada kendisine yönelik eleştiriler ve sorgulamalar üzerine sosyal medya hesabından açıklama yaptı.

“Ziyaretimiz AB’nin Türkiye ile zorlu süreçte ilişkileri iyileştirme konusunda önem taşıyordu.” diyen Michel, protokol kuralları uygulanırken AB Komisyonu Başkanı’na farklı, hatta konumunu aşağıda tutan bir durumun ortaya çıktığını belirtti.

Michel, “Bazı görüntüler benim duruma duyarsız kaldığım izlenimi yarattı. Bunlar gerçeği yansıtmamaktadır. Saygı ilkeleri benim için esas önemdedir.” ifadesini kullandı.

Ortaya çıkan durumdan üzüntü duyduğunu kaydeden Michel şöyle devam etti:

“Ursula ve ben bu durumun daha kötü bir hale girerek olay halini almasını istemedik ve ev sahibimizle siyasi görüşmemizin esasına önem verilmesini arzu ettik. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaptığımız konuşmada da İstanbul Sözleşmesi, kadın ve çocuk hakları, temel değerlerimiz, hukukun üstünlüğü ve ifade özgürlüğüne özellikle önem verdik. İki nedenle üzgünüm. Birincisi, Ursula’ya karşı protokol tuhaflığına duyarsız kaldığım izlenimi ortaya çıktığı için üzüntü duyuyorum. İkincisi ise Avrupa Birliği için verimli olacak Ankara’daki önemli ve faydalı jeopolitik çalışmamızın gölgelenmiş olmasından dolayı üzgünüm.”



[Son dakika… Dünya bu anı konuşuyor! Türkiye resmi açıklama yaptı

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.